Apaeat Magazin

İşte magazin dünyasının ünlülerinin gündeme damgasını vuran gafları.

Demet Akalın’ın geçtiğimiz günlerde Bodrum’da verdiği konserde Diyarbakırlılar’la ilgili kırdığı pot magazin gündemine damgasını vurmuştu. Akalın’ın hayranlarına, “Abi Diyarbakır’dan mı geldiniz hepiniz? Dağdan mı? Nereden geldiniz? Moron moron bakıyorsunuz” gafı, çam deviren diğer şöhretleri de akla getirdi. O ünlüleri şöyle bir hatırlayalım…

Demet Akbağ: Ülkemizin en komik kadın oyuncularından olan Akbağ, geçtiğimiz günlerde Beyazıt Öztürk’ün programına katıldı. Özgü Namal ve Sarp Apak ile birlikte oynadığı ‘O… Çocukları’ filmini anlatan Akbağ, ‘O…’ kelimesinden “Ordunun çocukları” dedi. Potunun farkına varan ünlü oyuncunun yüzü asıldı.

BEREN SAAT’İ ÜZDÜ

Beyazıt Öztürk: Hatırla Sevgili’de Yasemin karakteriyle çok sevilen Beren Saat, Beyaz’ın konuğuydu. Güzel oyuncuyu Türkiye’nin Yıldızları yarışmasına zorlayan sevgilisi Efe, o dönem bir trafik kazasında yaşamını yitirmişti. Bu olayı bilmeyen Beyaz, Saat’e, “Beraber misiniz hâlâ?” diye sordu. “Hayır” cevabını alan ünlü şovmen, “Tabii adam bunların hesabını yapamadı değil mi?” diyerek herkesi şaşırttı.

HER HAFTA POT KIRIYOR

Aysun Kayacı: NTV’de yayınlanan programda konuklarla sohbet eden manken Aysun Kayacı, yaptığı konuşmalarla neredeyse her hafta pot kırıyor. Kayacı’nın bir programda AKP için, “Ayak takımının iktidara getirdiği parti” demesi AKP’lileri öfkelendirirken, bir başka hafta, “Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?” demesi çobanları ayağa kaldırdı.

Kayacı, Ata Demirer’in, “Deniz altında Tanrı’yı görebiliyorum” demesi üzerine, “Benden de selam söyle” demişti. Deniz Akkaya: Ünlü manken sık sık pot kıran şöhretler arasında bulunuyor. Alkollü bir şekilde yakalandığı trafik polislerine, “Çişim var beni bırakın” derken kameralara yakalanan Akaya, geçenlerde katıldığı bir programda tartışma çıkınca ortalığı sakinleştirmeye çalıştı. Ancak Akkaya’nın, “Lütfen birbirimize Çingene gibi cevap vermeyelim” sözleri şok yarattı. O programda tartışmaya sebep olanlardan biri de Hüsnü Şenlendirici’ydi.

EV KADINLARINI KIZDIRDI

Hande Yener: Geçen yıl Serdar Ortaç ile girdiği polemikte, “Ben bakkal şarkıları yapmıyorum” diyerek bakkalları kızdıran Hande Yener, gaflarını bu yıl da sürdürdü. Hande Yener bir röportajı sırasında kendisini methederken bu kez de ev kadınlarını kızdırdı. Ünlü şarkıcı Madonna’ya benzetilmesiyle ilgili bir soruya, “Ev kadınlarına benzetilecek halim yok ya” diyerek büyük tepki topladı.

Oda sahte guzellerden

Haziran 13th, 2008

Heidi Montag’ın bikinili fotoğraflarında photoshoplu olduğu iddia ediliyor.

Heidi Montag’ın magazin basınında sık sık yer alan bikinili fotoğraflarında photoshoplu olduğu iddia ediliyor. Magazin siteleri yıldızın estetik operasyonlarını kastederek görüntü de fotoğraflar da sahte ifadesini kullanıyor.

Lezbiyenim dese para kiracak!

Haziran 13th, 2008

Ünlü magazin dergisi OK, Lindsay Lohan’a bir milyon dolar teklif etti, neden mi ?

Düzensiz hayatı ve uyuşturucu ile alkol bağımlılığıyla da tanınan ABD’li sinema yıldızı Lidsay Lohan, DJ’lik yapan kız arkadaşı Samantha Ranson ile öpüşürken görüntülenmişti.

Güzel oyuncunun “lezbiyen” olduğu iddia edilmişti. Bu noktadan hareketle ünlü magazin dergisi OK!, Lohan’a “Evet. Ben lezbiyenim” demesi için bir milyon dolar teklif etti.

Güzel oyuncunun sözcüsü derginin teklifini doğruladı. Ancak ne cevap verileceğini belirtmedi. Öte yandan Lohan’ın arkadaşlarına, temmuz ayında DJ Ranson ile eşcinsel evlilik yapacağını söylediği kaydedildi

Herdonem new aysun

Haziran 13th, 2008

Bir anda Türkiye’nin en çok tartışılan ve en çok eleştirilen kadını olan Aysun Kayacı’nın ilginç hikayesi.

Annesi otel çamaşırhanesinde çalışır, babası alkol sorunuyla boğuşurken karar verdi; Manken olacaktı. Defileler, ilişkiler, dizi setleri derken Aysun Kayacı hep kendi içinden yeni bir Aysun çıkarmak ister gibiydi… İşte hikâyesi…

Aysun Kayacı, büyüklerinin yanında fazla konuşmayan cici kız olarak başladığı “Haydi Gel Bizimle Ol” adlı programda da giderek açıldı. Öfkeli çıkışlarıyla dikkat çekti.

Dağdaki çobanın oyu, ayaktakımının partisi, ‘edepsiz civciv’ derken Aysun Kayacı gündemden düşmüyor. Belden aşağı vurularak lafı ağzına tıkılmak istenen genç bir kadının konuşma hakkını savunmak gayet tabii ama olayı abartıp ‘düşünce özgürlüğüne vurulan darbe’ kılıfına sokmak mümkün mü? Ortada hem güzel, hem akıl fikir sahibi olduğunu kanıtlamaya çalışan bir genç kadın var, bu bir gerçek… Ve pek de kolay sayılmayacak bir hayat hikâyesi… Belli ki gidilecek daha epey de yol…

Orta halli, iki çocuklu Kayacı ailesinin küçük kızı Aysun’un hikâyesi, 1979’un mayıs ayında Üsküdar’da başlar. Babası Selahattin Kayacı’nın alkol sorunu çocukluğuna damgasını vurduğundan Aysun Kayacı, boşanmaya karar veren annesi Asuman Kayacı’nın en büyük destekçisi olur. “Öldü” dediği babasını hiç affetmez ve ünlü olduğunda da babasının onun hakkında konuşmasını mahkeme kararıyla yasaklatır.

Şeytanla anlaşma

Anne Asuman Kayacı beş yıldızlı bir otelin çamaşırhanesinde çalışarak kızlarını büyütürken Aysun ve ablası Canan’a da küçük yaşta aileye destek olmak düşer. Camel Trophy’de bayrak sallamaktır lise öğrencisi Aysun’un ilk işi. Okuyup iş kadını olmayı hayal ederken ünlü bir mankenin birkaç saat içinde annesinin 1 aylık maaşından fazlasını kazandığını görür. Ve kararını verir… Manken olacaktır, ünlü bir manken…

1997’de Elite Model Look’a katılır ve üçüncü olur. Bir ajansa yazılır ve ilk iş burnunu yaptırır. Şöhreti de koymuştur ya kafasına, gazetelerin magazin eklerine verdiği pozları bu yolda bir adım olarak görür. Daha sonra ise “Şeytanla imzalanmış anlaşma” olarak tanımlayacaktır bu fotoğrafları. Zira ağzıyla kuş tutsa o imaj onunla beraber dolaşacaktır artık.

Podyumların aranan mankeni olarak üç kişilik ailesinin sorumluluğunu tek başına üstlenmişken karşısına Emre Aşık çıkar. Ünlü futbolcu, bir televizyon programında görüp beğendiği Aysun Kayacı’yla CNR’daki bir fuarda, araya Televole muhabirlerini koyarak tanışır. Bir ay sonra 7 yıl naklen izlenecek aşk hikâyesi başlamıştır…

Formüle uygun aşk

Aşkı “İkiyken bir olmak” diye tanımlayan Aysun Kayacı kendi kariyerini ikinci plana atar bu ilişki boyunca. Emre’nin maçlarıyla, mutlu aşk formülleriyle gündeme gelir daha çok. Defileleri bile sevgilisinin ailesini rahatsız etmeme kriterine göre seçer. “Hobilerimle, ailemle, kendimle mutluydum. Çok büyük isteklerim, hırslarım yoktu” diye anlatır o günleri Sema Denker’e daha sonra.

2003’te Tekbir Giyim’in defilesinde boy gösterir. Hemen ardından Sevgi Yağmuru Derneği’nin düzenlediği tesettür defilesi gelir. Devlet Konukevi’nde yapılması planlanan defile tepkiler nedeniyle Dedeman’a alınırken, Aysun Kayacı’nın açıklaması “Defile yapılan yere değil, bu tartışmaların çıkarılmasına karşıyım” olur. O zaman ‘edepsiz’ değildir elbette ve ‘hayatını nasıl kazandığı’ sorgulanmaz.

2004 yılında Maldivler’de tatil yaparken tsunamiye yakalanan Aysun Kayacı - Emre Aşık çiftinin ilişkisi de çatırdamaya başlar. Hayatında bir dizi değişiklik yapan, Yeditepe Üniversitesi’ne girip tarih okumaya başlayan, “Çat Kapı” dizisinde rol alarak mankenlikten oyunculuğa geçen Kayacı, Aşık’tan da ayrılır. Ve tez zamanda Med Yapım’ın patronu Fatih Aksoy’la ortaya çıkar.

Bir yıl dolmadan bu ilişki de biter yine sessiz sedasız. Magazin basını Aksoy’un “Evlenilecek kız var, eğlenilecek kız var” cümlesini onun için söylediğini düşünedursun, Aysun Kayacı son derece kibardır biten ilişkisinden söz ederken.

Bir yandan “Doktorlar” dizisinde oynayıp bir yandan okula devam ederken, kendisinden yeni bir Aysun yaratmaya çalışan bir hali vardır. ‘Sıradan bir fani gibi’ görünmekten, saçını koyultmaktan, kilo almaktan medet umar. “Bakın benim de kusurlarım var, ben de herkes gibi bir insanım’ dememe yardımcı oluyor o göbek! Okulda ve sette daha çalışkan olup daha silik gözükmeye çalışıyorum. Ama kimse senaryoya ne kadar hazırlanarak geldiğime ya da notlarımın yüksek olduğuna inanmıyor. Ben hep bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. Ama magazin basını tüm emeklerimi her seferinde başa sardırıyor” diye de isyan eder her seferinde.

Öfkeli çıkışlar dönemi

Ama yılmaz ve en şaşırtıcı hamlelerinden birini Can Dündar’ın NTV’deki “Neden?” programında gerçekleştirir. Anayasa değişikliğinin tartışıldığı programa üniversite öğrencisi sıfatıyla izleyici olarak katılır ve Burhan Kuzu‘ya sorduğu soruyla dikkatleri üzerine çeker.

Aynı dönemde ekranda Pepsi kızı olarak da boy gösterdiği için bu hamle “Aysun Pepsi içenleri öpüyor mu?” temalı ‘yaratıcı’ tartışmaya kurban gider. Ama memleket meselelerine ilgisi NTV yetkililerinin gözünden kaçmamış olacak ki, yeni yayın dönemine “Haydi Gel Bizimle Ol”un 4 kadınından biri olarak girer Aysun Kayacı. Büyüklerinin yanında fazla konuşmayan cici kız olarak başladığı programda giderek açılır. Öfkeli çıkışlarıyla dikkat çeker.

Tanık olarak çağrıldığı bir duruşmaya ‘polis marifetiyle’ getirilmek istenince “Adalet Bakanlığı benimle reklamını mı yapıyor? Bakanlığa fatura göndereceğim” der örneğin.

Ya da üniversitede burslu okumak için araya tanıdıklar soktuğu söylentilerine cevabı “Çok kıskanılan bir kadınım. Bu dedikoduları kuaförden çıkmayan, elleri ojeli, sabaha kadar barlarda gezen, hiçbir işi olmayan kadınlar çıkartıyor, o kıskanç kadınları da kınıyorum” olur. 75 bin euro’luk cipe biniyordur, 16 milyarı mı ödeyemeyecektir okula?

‘Gençler susturuluyor’

Neticede herkesin kendisini fena halde kıskandığı inancıyla yoluna devam eder… Arada çam devirmekten çekinmeden. En son ‘ayaktakımının iktidara getirdiği parti’ tartışmasına kadar. Şimdi, özellikle birkaç ay önce türban yasağına karşı çıktığı için onu alkışlayan kesim tarafından topa tutulmakta.

Kendisi kabahati gene medyada buluyor. “Ülkemi sevdiğim için konuştum, ağzıma tüküreyim” diyor ve isyan ediyor gene: “Gençler susturuluyor bu ülkede”. Ne demeli? “Günaydın” belki. Aslında tarih okuduğuna göre yıllar yılı bu ülkede gençlerin ne şekillerde susturulduğunu da biliyor olsa gerek.

Bir de tabii sessizce “Aferin bizim söyleyemediğimizi söyledi” diyenler var ki belki de tercümanlığı Aysun Kayacı’ya bırakmaktan vazgeçseler iyi olacak. Çünkü tarih okumaya başladı diye Aysun Kayacı’dan bir siyaset bilimcisi çıkmasını beklemek biraz fazla iyimserlik, bu hikâyeden bir ‘düşünce’ özgürlüğü dersi çıkartmaya çalışmak da Ufuk Uras’ın dediği gibi, hakikaten 301’e ayıp oluyor

Adnan ile evlendimi ?

Haziran 13th, 2008

Britney Spears’ın Adnan ile evlendiği iddia edildi.

Skandallarının ardı arkası kesilmeyen Britney Spears ile paparazzi sevgilisi Adnan Galib’ih Meksika’da gizlice evlendiği iddia edildi.

Star Magazine’in iddiasına göre tören geçen ayın ilk günlerinde Meksika’daki Roserito Beach’te gerçekleşti.

Dergi, Spears’ın sevgilisi Adnan Galib’in eski eşi AzLynn’den boşanabilmesi için genç kadına 250 bin dolar verdiğini de ileri sürdü.

Spears ile Galib geçen ay paparazziler tarafından Meksika’da görüntülenmişti.

Spears’ın eski eşi Kevin Federline ile evlenirken giydiği beyaz elbiseyle objektiflere takılması da magazin basınında çiftin evlendiğine dair söylentilere yol açmıştı.

Star Magazine’in iddiasına Spears ve Galib’den henüz bir cevap gelmedi.

Hürriyet

Unutuldum esim icin

Haziran 13th, 2008

ora Öztoprak oyuncu Çiçek Dilligil’le yaptığı mutlu evlilliğin meslek hayatında dezavantaj olduğunu söyledi.

‘Tam Karşındayım’ adlı albümüyle müziğe dönüş yapan Bora Öztoprak oyuncu Çiçek Dilligil’le yaptığı mutlu evlilliğin meslek hayatında büyük bir dezavantaj yarattığını açıkladı: Evlendiğimizde ve çocuk yaptığımızda yer yerinden oynadı. Ama sonra eşimi aldatmadığım ya da ondan boşanmadığım için medya beni ‘gereksiz bir ayrıntı’ gibi bir kenara bıraktı..

Bora Öztoprak bir dönemin pop idollerinden biriydi. Ama hiçbir zaman konserlerinde kızların kendilerini yerden yere attığı bir sanatçı olamadı. Çünkü o bir popstar gibi değil, sıradan biri gibi yaşamayı tercih etti. Tiyatrocu Çiçek Dilligil ile 10 yıl önce yaptığı evlilik yolunda gidince, magazin dünyasının da ona ilgisi bir hayli azaldı. Öztoprak beş yıl süren suskunluğunu nihayet ‘Tam Karşındayım’ adlı albümüyle bozdu. ‘Romantik müziğin prensi’ tadından uzak, hareketli bir albümle piyasaya hızlı bir giriş yaptı. Albümünü de geçen yıl kaybettiği babasına ithaf etti. Öztoprak’la zaman zaman eşi Çiçek Dilligil’in de dahil olduğu keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

* Bu albümün farkı ne?
Belirgin farkları var önceki albümlerimden. Bundan önce beklediğim şeyleri yapamamıştım teknik olarak. Bu kez prodüktörüm Metin Soltay, aranjörüm Fuat Bostancı ve mikslerimizi yapan Soner Kıvanç istediğimin de üstünde teknik bilgiye sahipti. Teknik anlamda üst düzey bir albüm oldu. Repertuvar anlamında da beni tatmin etti. ‘Romantik müziğin prensi Bora Öztoprak’tan sıyrıldım bu albümde. Gerçi sözler, yorum ve sesteki o romantiklik sürüyor ama şarkılarda yok.

* Romantik müziğin prensi olarak anılmak sizi rahatsız mı ediyordu?
Rahatsız etmiyor ama bir konser teklifi geldiğinde, ‘Öztoprak çok ağır adam’ deyip beni tercih etmiyorlardı. Oysa ki ben sahnede öyle değilim. Ama o imaj bir kere oturdu mu kurtulamıyorsun.

* Niye bu denli uzun bir ara verdiniz?
Aslında albüm yapmayacağıma yemin etmiştim. 75 yaşında albüm yapmaya karar vermiştim. (Gülüyor) ‘Gidiyorum’ albümümü yapan firmanın çok şeker bir sahibi vardı ama çevresi ve parası yoktu. Bu tür bahanelerin altında albümlerim kenarda kaldı. Zamanla iyi satsalar da çıkışları sönük oldu. ‘Niye bu kadar şanssızım’ dedim. Büyük bir rüzgarla çıkmayacaksam albüm yapmayacağım diye yemin ettim.

* Evliliğiniz sizin için dezavantaj oldu mu?
Magazin anlamında evet çünkü artık ilgilerini çekmiyorum. Popçuyla oyuncu evlendiği zaman kıyamet kopuyor, ana haberlere bile çıkmıştık. Çocuğumuz oldu bir kıyamet de öyle koptu. Ama üçüncü senenin sonunda boşanmadığımız ya da ben Çiçek’i aldatmadığım için gereksiz bir ayrıntı olarak kenarda kaldık. Çocuk kenarda ağlamıyor, ezik bir hayat hikayesi yok ortada… Halkın kalbinde ise karı-koca çok güzel bir yer edindik… Genç kızların odalarına posterini astığı bir tip de olmadım hiçbir zaman. Çiçek Dilligil: Bu tip reklamların maddi karşılığını mankenler alıyor. Müzikte albümlerin bu yolla sattığına inanmıyorum. Ama beş sene sonra Bora’nın albüm çıkarttığının bilinmesi için basında yer alması şart. Albümü tanıtmak için illa bir abukluk mu yapmak lazım?

* Albüm çıkaranlar mutlaka magazine bir malzeme veriyor. Böyle bir kaygınız oldu mu?
B.Ö.: Bir dönem Hülya Avşar’a laf atmak modaydı. Ama biz bayılıyoruz ona. Gülben Ergen’e çamur atalım desen, onu da çok seviyoruz. Ferhat Göçer var eleştirebileceğim, onu da eleştirirsem yanlış anlayacaklar.
Ç.D.: O fazlaca topluma mal oldu… B.Ö.: Bizi aile olarak programlara davet ediyorlar. ‘Gelmeyelim’ diyoruz. Aile olarak programlarda görünmek utanç kaynağı oldu. Ç.D.: Bu işe senelerini vermiş insanlara, Kayahan’a bile bu yaftayı yapıştırabiliyorlarsa çekirdek gibi yerler bizi. Artık ‘torba değil ki büzesin’ durumu geçmiş, ipi kalmamış torbanın.

* Hiçbir dönem çok iddialı bir isim olmadınız. Bu bir tercih miydi?
Elimde gitarla ilk kez sahneye çıktığımda gardırobumda hangi gömlek varsa onu giydim. İmaj-maker’ım olmadı, nasıl bir pop ilahı olmalıyım diye bir çabam da yoktu ve hâlâ yok.

* İçinizden gelen eleştirileri reklam olarak algılanır kaygısıyla dile getirmeye korktuğunuz oluyor mu hiç?
B.Ö.: Bir konuşsam neler çıkar ağzımdan. Beş yıl önce bıraktığım nokta daha temizdi, gerçek düşünceni ifade ettiğinde eleştiri olarak algılanıyordu. Şimdi reklam olarak algılanıyor. Mesela Tarkan-Mustafa Sandal çekişmesi vardı ama düzeysiz değildi. Hakaret yoktu. Ç.D.: Topluma mâl olmadaki a’nın üzerindeki şapka kalktı. Artık sanatçı topluma mal oluyor.

* Yeni jenerasyonda beğendiğiniz ve beğenmediğiniz isimler kimler?
Yalın’ı çok beğeniyorum. Şu çamurun içinde çok samimi bir ses. Emre Aydın yeni kuşağın en iyilerinden; tek kusuru ’s’leri ‘ş’ diye söylüyor. Bu çocukların şarkılarını sahnede söylediğimde ortalık yıkılıyor. Vokalist var çok iyi. ‘Mor ve Ötesi’ne çok hayranım.

* Ya eleştirdikleriniz…
(Oğlu Ardahan içeriden, ‘Ferhat Göçer’ diye sesleniyor…) Çocuktan al haberi… Ferhat belli bir çevrenin tercih ettiği bir sanatçıydı. Sonra, ‘Ben Türkiye’nin en büyük tenoruyum’ dedi. Kendisi durup bir ‘Estağfurullah’ demeli. Türkiye’nin en büyük tenoruyum diyor… Ajda Pekkan, Sezen Aksu bile Türkiye’nin en büyük şarkıcısıyım demiyor. Kayahan gibi bir ustayla atışması gereksiz oldu. Onun buna ihtiyacı yoktu. Belki de bunlara gerek var da ben mi bilmiyorum?

O bayan kimdi ?

Haziran 13th, 2008

Ahmet Hakan’ın aşk kaçamağını komşusu Mahsur Forutan ortaya çıkardı. Peki Ahmet Hakan’ın yanındaki bayan kimdi ?

Sabahın köründe magazin bombası

Sezer’in veda ziyaretleri karşısındaki hissiyatım, Samsun’u vuran sel, Ankara-Bağdat ilişkileri, Amerikan ekonomisinden gelen cızırtılı sesler…

Bunlardan yazı çıkar mı?

Çıkar çıkmasına da çok sıkıcı olur bu sıcaklarda. Zaten güne hırt başladım. Klimadan belim tutulmuş, sünnetli bebe gibi yürüyorum.

Magazinden de pek anlamam. Kim kimdir pek bilmem, bildiğim de genelde yanlış çıkar.

Ama geçen pazar günü büyük bir magazin olayı kucağıma düştü.

Şimdi ya yukarda sıraladığım sıkıcı konulara gireceğim, ya da magazin yazacağım ve sanırım magazin daha iyi gider şimdi.

Teşvikiye’nin iyi insanları için pazar günleri önemlidir. Çünkü sadece pazar günleri, matkap, testere, kompresör, korna, zımpara falan sesi olmadan uyanma şansı bulabilirler.

Geçen pazar bu tanıma uygun başlamadı.

Sabahın sekizi ve bütün zamanların en büyük gürültüsü mahalleyi vurmaya başlayınca, “tamam dedim darbe oldu, dayanılmaz ses de tanklardan geliyor.”

Kafamı yastığın altına gömmek suretiyle hem darbeden hem de gürültüsünden kurtulamayacağımı anlamam çok kısa sürdü.

Çaresizce olan biteni görmek ve anlamak için ön taraftaki cama yöneldim.

Paletli dev bir iş makinesi asfaltı deliyordu. Tekrar ediyorum günlerden pazar, saat sekiz civarı.

Kafamdan on milyonuncu kez “bu şehirde yaşanmaz artık, ben kimim, n’apıyorum falan” diye geçirirken hemen bitişik komşum Ahmet Hakan’ın da gelişmeleri kaygıyla izlediğini fark ettim. Bir yandan da patlamayan afyonuyla mücadele ediyordu.

Göz göze geldik. Ahmet’e “senin çevren sağlamdır, kimi arıyorsan ara buna bi’ son verdir” diye baktım, o da bakışlarıyla “oha” pazar günü sabahın sekizinde kimi arayayım” diye karşılık verdi.

“İyi o zaman ben kendimi camdan atıyorum” demeye kalmadı, karşı apartmanın dördüncü katından davudi bir ses o dev makinenin sesini bastırdı.

Yerinde ve zamanında yapılmış, dahası zekice kurgulanmış küfre bayılırım.

Karşı apartmandan gelen, o kıvamda bir küfürdü. Hatta küfretmek bir bilim olsaydı, bu kesinlikle Nobel’i alırdı.

Karşı apartmandaki amca gürültüyü durdurmuştu, ve bunun karşılığında da “Beybaba sen bizim her şeyimizsin” tezahüratına özne olma şerefine nail olmuştu. Ahmet’i bilmiyorum ama ben bi’ tür düşman işgalinden kurtulma ruh haline bürünmüştüm. Ahmet’e gene bakışlarımla “ben uzatmaları uyumaya gidiyorum” demek için döndüğümde tek başına olmadığını fark ettim.

Yanında bi’ manita vardı!

Fırsatı kaçırır mıyım hemen yattım röntgene.

Ahmet’le kurduğumuz hava köprüsüyle -bu köprü çamaşır ipine bağlı bir sepetin yatay düzlemde ileri-geri gidip gelmesi esasına göre tasarlanmıştır- kitap gazete, film, Tekel, kuru bakliyat, battaniye, temiz iç çamaşırı, pornografi falan alıp veririz.

Olası bir Haşmet B. kuşatmasına karşı, geçen yıl aldığımız önlemlerden biriydi bu hava köprüsü. Ayrıca birbirimize göz kulak olmak için de prensip kararı almıştık. Yani, röntgen serbest… Yani yaptığım iş kesinlikle yasal!

Uzadı değil mi? Kimmiş bu manita tıraşı kes de söyle dediğinizi duyar gibiyim.

Peki, o zaman benden duymuş olun…

Uzun süren araştırmalarım sonucunda manitanın Pelin Batu olduğunu buradan ilan ediyorum…

Alın size magazinin şahı…

Akşam
Mansur FORUTAN

Merhaba dedi

Haziran 13th, 2008

Eyüp’ün popüler beldesi Göktürk’te ilk magazin dergisi yayın hayatına başladı

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Birsen Çelik, dergiler dünyasına farklı bir ses, farklı bir soluk getirecek ilk sayı ile yayın hayatına başladıklarını söyledi. Bir yaşam merkezi olan Göktürk’ü ve Göktürklüleri anlatmak ve tanıtmak istediklerini belirten Çelik, “Türkiye’nin önemli isimlerine ev sahipliği yapan ve çok kısa bir sürede yerel yönetimden şehirleşme modeline, alışveriş merkezlerinden yaşam alanlarına kadar farklılığı ile stil olan Göktürk’ü daha da ileriye götürmek istiyoruz” diye konuştu.

Göktürk’te site sayısı 37’ye bu sitelerdeki daire sayısının ise 4 bine ulaştığını kaydeden Çelik, “İlk sayımızda farklı bir çok pencereyi araladık” dedi

Sosyete konusuyor

Haziran 13th, 2008

Sosyete ve Magazin Dünyası Klass’ın büyük başarısını konuşuyor!…

Sosyete ve magazin dergisi Klass Magazin, 6yıl önce büyük sansasyon yaratan Akmerkez’deki ‘kişiye özel’ defilenin baş kahramanını buldu ve konuşturdu…

Hatırlanacağı üzere Akmerkez rezidansında gerçekleşen defilede yer alan Çağla Şikel olay ortaya çıkınca sevgilisi Beyaz tarafından terkedilmişti. Defileyi organize eden işadamları ise ortadan kaybolmuş ve kimlikleri bir türlü ortaya çıkmamıştı.

Klass Magazin Genel Yayın Yönetmeni Muammer Kapucuoğlu büyük bir gazetecilik başarısıyla yıllar sonra defileyi organize eden kişinin modacı Hüseyin Küçük olduğunu ortaya çıkardı ve kendisiyle röportaj yaparak yılın magazin olayına imza attı.

Klass’ın dev haberi magazin dünyasında bomba etkisi yaratırken derginin 1 Ağustos günü (dün) piyasaya çıkmasının ardından yazılı ve görsel basın Hüseyin Küçük’ün peşine düştü…

Hüseyin Küçük bu sabah Klass’a yaptığı ifşaatın ayrıntılarını Star TV canlı yayınına çıkarak anlatırken olaya bugünün gazeteleri de geniş yer ayırdı.

Ders oldu

Haziran 13th, 2008

Akademi Neo Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik Bölümü’nde “Magazin Haberciliği” de ders olarak okutuluyor..

Sanat - Tasarım - İletişim alanlarında gençlere nitelikli eğitim sunmayı hedefleyen Akademi Neo, 3 Aralık’ta Taksim’deki binasında eğitime başlıyor.

 

Akademi Neo’nun 6 bölümünden biri olan Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik Bölümü’nde, temel gazetecilik, televizyon haberciliği ve akademik anlamda ilk kez ele alınan magazin gazeteciliği de ders olarak okutulacak.

 

Sanat-Tasarım-İletişim alanlarında nitelikli bir eğitim vermeyi hedefleyen Akademi Neo’da “Moda Tasarımı”, “Sinema-TV”, “Oyunculuk”, “Grafik Tasarım”, “Reklamcılık” ve “Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik” olmak üzere 6 bölüm bulunuyor. Öğrenciler, 2 yıllık eğitimleri boyunca 12–16 kişilik sınıflarda yenilikçi ve uygulama ağırlıklı dersler alacak. Akademi Neo, yüksek düzeyde bir eğitim verebilmek için tüm bölümlere mülakat veya yetenek sınavıyla öğrenci kabul ediyor.

 

Mezunlarının dünya standartlarında da başarılı çalışmalar gerçekleştirmesini hedefleyen Akademi Neo, bu nedenle 2 yıllık eğitim süresince yabancı dil olanağı da sunuyor. Akademi Neo’nun bir diğer özelliği de bölümler arasında etkileşim, birlikte çalışma/birbirini tamamlama anlayışının uygulamalı olarak hayata geçirilmesi.

 

Türkiye’de bir ilk: Ciddi bir eğitim anlayışıyla Magazin gazeteciliği

 

Yazılı ve görsel medyaya yaratıcı ve nitelikli adaylar yetiştirmeyi hedefleyen Akademi Neo Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik Bölümü, uygulama ağırlıklı habercilik programıyla, öğrencilerin geleneksel gazeteciliğin gerektirdiği haber değerlendirme, üretme, yazma, analiz gibi becerileri edinmesine öncelik veriyor. Daha sonra da Türkiye’de magazin ve televizyon gazeteciliğinin gerektirdiği haber toplama, değerlendirme ve program yapma becerilerini kazandırmayı amaçlıyor.

 

Temel gazetecilik, televizyon gazeteciliği gibi başlıkların yanı sıra son yıllarda tek başına bir dal olmaya aday “Magazin Gazeteciliği” de Türkiye’de ilk kez Akademi Neo’da akademik olarak ele alınıyor ve bir ders olarak okutuluyor.

 

Uzun yıllar yazılı ve görsel medyada görev yapan Mesut Yar’ın öncülüğünde kurulan Akademi Neo Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik Bölümü’nde işin daha çok mutfağından yetişmiş deneyimli gazeteciler ders veriyor. Klasik Gazetecilikten Çıkış, Haber Atölyesi, Türkiye’de Popüler Kültürün Yol Haritası gibi habercilikte ezberi bozan derslerin de bulunduğu eğitim programı, akademik süreç boyunca medyanın etkin isimlerinin vereceği ekstra Workshoplar’la da geleceğin haber gönüllüleri için benzersiz bir referans durağı niteliğini taşıyor.

 

Akademi Neo Yazılı ve Görsel Medyada Habercilik Bölümüne son başvuru tarihi 22 Kasım’dır. Mülakatlar ise 24–25 Kasım’da gerçekleştirilecek

Akademik Takvim

 

I.Dönem: 3 Aralık 2007 – 29 Şubat 2008

 

II.Dönem: 10 Mart 2008 – 13 Haziran 2008

 

 

 

Bölüm Başkanı: MESUT YAR

 

Eğitmenler: Mesut Yar TV Yayıncılığının Temelleri / Çiğdem Anad TV’de Haber Atölyesi / Cengiz Semercioğlu Gazete Okumak, TV İzlemek / Ömer Özgüner Türkiye’de Popüler Kültür Tarihi / Murat Sabuncu Temel Gazeteciliğe Giriş, Klasik Gazetecilikten Çıkış / Balçiçek Pamir Röportaj Nedir Ne Değildir? / Mehmet Coşkundeniz Magazin Gazeteciliği / Suat Kozluklu Haber Toplama ve Yazma / Şule Yücebıyık Medyanın Kurumlarla İletişimi / Serhat Ulueren Temelden Uzmanlaşma; Spor Haberciliği ve Sporda Magazin / M.Akif Aydın TV Mutfağında Çıraklık, Kalfalık, Ustalık

oyun - oyun hileleri - 3D Oyunlar - EMLAK - Msn Programları, Msn İfadeleri, Msn Avatarları, Msn Nickleri - Msn Programları Hayat Güzel ssk sorgula Tc Kimlik no ile ssk sorgulama dizi izle diziizle dizi özetleri - islami chat - chat - Diyetarsiv Servet Avcisi SarpLevendoglu SerdarGökalp - Kız Oyunları Giydirme Oyunları Araba Oyunları Yarış Oyunları - Toplist Emlak ve Emlakci BuL ilahi,mp3 PelinKarahanFan Gece Gündüz sgk sorgula Rock Dizin porno izle ruya tabirleri ruya tabiri mirc indir Sarki Dinle - Turkce Portal - sohbet chat - evden eve nakliyat - kelebek - forum - msn - sex - assos - ByKuS.OrG - travesti - TeLeVoLe - Askerlik - Barkod okuyucu - cet sohbet kanallari Sohbet - Gazete Oku - chat - sohbet - sohbet - Evren Burada - ilahiler - bedava oyunlar - magazin haberleri - sohbet - Youtube - iki kişilik oyunlar - islami sohbet radyo - Chat - guzel sozler - chat - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış - sxe civata - Tasarim - BursaSahil - Ayben Fan Club - Hepsibeles.net - Çizgi Film - full oyun indir - Mavi Tebeşir Forum - TRFoRuMCuYuZ.CoM -